Hakan Kartal Åžiirleri

27 Haziran 1974 İstanbul doğumlu. Tuna Lisesi mezunu. Sahne ışıklarını sevemedi hiç. Sanatı gerçeklerle yaşamayı yeğliyor. Eğer ölecekse bunun için Heybeliada tek seçeneği. Suya gömülmeyi düşünecek kadar toprağa aşık. İlk şiiri 2005 yılında Lacivert'te yayımlandı. Şiir ve yazıları Koridor, Ünlem, Göğebakmadurağı, Lacivert, Doğmasız Ölmesiz, Islık, Dil-İm, Ada, Genç Kalemler givi dergilerde yayımlandı.

Çırılçıplak

Pazartesi, Kasım 15, 2008 · Kategori: siir


 

 

 

 

sığınmak bu

suyun öbür kıyılara tutunan ellerine inat

sandalları tütsüleyen güneÅŸe

durmayı bilir gözlerim

 

ısmarlama zamana ışığı vurmadan direncim

kan emzirilen bunca varlığa

ihanetli bedene, kirletilen şarkıya

bir ÅŸiirle inerim

 

çıplak su gibi gülümseyen

kadın gibi dik

tüm akışını aÅŸk'a uzatan

çok susması seviÅŸmeye bedel

yarın gibi ölmek için

bin ÅŸiire söz olurum

 

evet sığınmak

ateşi selamlayıp

aşk'ı şiirle

geceye deniz gibi akarım

 

damarımızda birleşen kan gibi

çırılçıplak!

 

 

Hakan Kartal

Denizsuyukasesi Aralık 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Ölüm Yakışır Kadına

Cuma, Eylül 10, 2008 · Kategori: siir









Neden
dedi kadın

oysa, ateşten savaşımdın tanrıdan sakınıp
küskün nehirler gibi aksa da içime erkliÄŸin
serin iklimler aşırmıştım buz kokan topraktan

soyunup bekledim
saçlarımda parmaklarının ılık mevsimi
ıslaklığını dudaklarımdan akıttım
çığlıklarını çığlığımdan devÅŸirip
gözlerimin buÄŸusuna çizdim
seni içimde tuttum da
en derinime sürüklendim

neden üÅŸüyorsun bu kadar benken sen
ve hala kuvvetini sımsıkı kavrarken gamzelerimde




Şehir sayı:39

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Tılsım

Pazar, Ağustos 14, 2008 · Kategori: siir



Gözlerini kapadı karanlık
sesime ait su'larda
su da ıslandı aslı'nda

Sureti uzak
kın'ında bağıran bıçağın
ah... o ışığı kim çağırdı

Kapalı gözlerinde karanlık
içeride uyuttuÄŸu çocuk uyandı
gecenin kalbinde
ışıltılı dudağı kan'la yıkandı

İki kapısı var dışarının
duvarda parmağı boşaldı
acıyla kapansın diye sessizliği
sorgular kendine uzandı




Şehir Sayı:38

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Boynuma Asılı Şiir

Cuma, August 15, 2008 · Kategori: siir



Boynuma Asılı Şiir





Gözlerini gördüm
içime, içime doÄŸruydun
titreyen ışığı kapattı dudağım

saçların dokunmaktı
kaç zamanı geçip, Papatya sessizliÄŸiyle

Bil Kadın!
AÄŸustos böceklerinin kanlı dudağında ölmek seni özlemek
boynuma bir ÅŸiir asıp, saçlarına ay ışığı olmak
göÄŸsümde uyuduÄŸun akÅŸamlar, kaÅŸlarının tenha su'yuna karışıp

özlemek bu
iç denizinde çırılçıplak
yıldızlara akmak Lodos vakitlerinde


Gözlerindeyim
içine, içine d/üÅŸüyorum

dağlarımız karanlık
kuÅŸ sürüleri delirmiÅŸ cennetinde bahar'ın
gücümüz böyle bir gecede
kelepçesiz, sırılsıklam

büyülü ÅŸehirlerin terinden
denizler örüyoruz
bizi terkeden taş umutlarımıza
yangınlar vuruyor
dudaklarımızın tadını çalan rüzgara

soframız bitkin
sesin, boÄŸazıma düÄŸüm
tenim bir sana bakir, sana kokum

iklimini sal üzerime
ç
ö
z
ü
l
e
y
i
m





Karşın Sayı:7

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kirli Notalar

Perşembe, Haziran 17, 2008 · Kategori: siir



Duvarlar çiziyorum, kaybolan köÅŸelerimi toplayıp

titrek muma kırık yüzler iÅŸliyor nefesim

kapı karanlık

 

nöbetinden düÅŸtüm

ay ışığına ateş bastığım acıların

 

yıldızlar, serseri kumsal, gitarda kirli nota

çıplak tohum ekiyorum sancılı gülüÅŸlere

göÄŸsümdeki vadiyi üÅŸütürken güneÅŸ

 

 

 

Duvarlar yıkıyorum, dört yanım cehennem

kapım zincir

silahsızım

ah... toprağa karışır parmaklarım

 

kanım akar sonbahara

kendimden geliyorum

 

 

 

ISLIK Sayı:3

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Acının Tarihi Yoktur

Cuma, Mayıse 27, 2008 ·





Bütün dillerde aynı renk akar gözyaşı
acının kalbinde düÄŸümlense de hürriyet
 
Filistin kan saÄŸar, ateÅŸ denizinde
saatler üÅŸür Afrikada
 
YaÅŸamak bakar bütün çocukların gözleri
ekmeÄŸin bereketi, annelerin cennet sütü
 
 
Bütün dillerde aynı renk bakar çocukların gözleri
aynı sıcağı taşır, ah o  kolları
 
acının kalbinde büyüse de hürriyet!
 
 
 
 
 
 DoÄŸmasız-Ölmesiz Sayı:3
21 Ocak 2008/Ortaköy

Yorum (1) Yorum yaz!

Mahşer Çiçeği

Pazartesi, Mayıse 16, 2008 · Kategori: siir

 

Toprağın izniyle güneÅŸi öpen MenekÅŸe! hoÅŸgeldin
huzurla ve tanrının ışığıyla

Kudretli göÄŸsünde nefeslenen kuÅŸlara
doÄŸurgan kanadıyla direnci öÄŸütledi
seni od'la emziren gerçek

Görünmeyen kolları sarmalasın diye
rüzgar da çaÄŸrılmadı mı mahÅŸere



Evreni kuşatan sıcaklığı akıtan o'ydu
eÄŸilen göÄŸü adınla çağırdı huzruna

Gözlerin cennetin anahtarı
varolan tüm su'lara kalbinin mührü vuruldu


yaprağında, yaratıldığın mevsimin tarihi

 

 

Şehir Sayı:35

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Gözlerim Karanlık

Çarşamba, Nisan 7, 2008 · Kategori: siir

 

 

 





Ellerime bak, yüzünün perdelendiği
karanlığı saklıyorum, elerine

yuvarlak seviştiğin gözlerim
saatlerce
kavganın ışığında


Ellerime, bak
seceremiz! derin ve devrik
yatağına kaç deniz çağırdın

saklanıyor şimdinin huzuru
sonraya beni katan çığlığınla


Ellerime, dur!
emzirdiğinm kadınlığın
yangınlarda ter içinde
göğsüm! katli vacip pencerenin ışığı




Hakan Kartal

Şehir Sayı:34-Mayıs 2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Muhammed İkbal Şiiri Üzerine Düşüncelerim

Salı, Nisan 6, 2008 ·

 

Muhammed  İkbal (1873 - 1938)

 

 

Bu araştırma yazısına başlamadan düşünceliydim. Muhammed İkbal'in eserlerini süzgeçten geçirebilmem için, onun yaşadığı çağa olan tanıklığını, farklı zaman karşılaştırmalarıyla ve günümüz şiir kıstaslarıyla harmanlayarak çözümlemem görünen yolun düzergahıydı ilkin.

İkbal'in şiiri kavrayışı ve sözcüklerin anlamlandırılışlarından oluşan ahenk, o günkü şartların üzerinde kurgulanmaları oldukça keyifli bir okunmayı da barındırıyor. Bunun yanında çözümlemelerinin ve öngörülerinin gelecek zamana ışık tutabilecek zenginliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz.

İkbal, özellikle insan kavramını bölmeden, ayrımsız tek bir lisanda  iÅŸlemiÅŸ düşünce ve eserlerinde. Önemli bir ayrıntı da, ezilmiÅŸliÄŸin, esaretin, umutla  omuz omuzalığının gerçekliÄŸini ve elbette toplumun umutsuzluÄŸu inançlarıyla yıkabileceÄŸini açıkça imlemesidir.

Doğu ve Batı'yı birbirinden ayıran ve zamanla yer değiştiren dengelerin eşitlenebileceğini bir çok eserinde görüyoruz.

"Doğudan kaçma ve Batı'ya hor bakma
çünkü, fıtratın özlemleri
geceyi sabaha çevirmek içindir"

Diyerek, kutuplaşan ne varsa, ne varsa zamanı delip geçen eşitsizlik adına, yok sayabilir insan, diye tamamlamıştır.

Bir çok noktadan yola çıkarak İkbal'i bütünleyen sayısız düşünceye sahip olabiliriz. Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki, İkbal'in yazı ve söylemleri tamamıyla kendini tamamlayıcı duruyor. Her şeyi söyleyebilme özgürlüğünü ortaya koyan içerikleri barındırıyor.

Özellikle "MUM" şiirinde tüm renklerini görkemli bir şekilde gösteriyor İkbal. Şair2in ne büyük bir seziyle çağlar arası yolculuk yaptığını anlayabiliyoruz. Alıntılarsak bir kısmını poetik seyrini de yapabiliriz devamında...

"gökyüzü şafağın ışıklarıyla parıltıya dönüşecek
ve gecenin karanlığı hızla kalkacak
ihvanlar ıstırap içinde gelecek ve birlik olacaklar
meltem ve çiçekler mutlu bir yolda karşılaşacaklar

gözyaşlarım şebnem damlaları gibi parıldayan müzik getirecek
ve bu bahçenin her goncası kaderimle düzenlenecek
kalpler gönülllü secdelerini hatırlayacak
başlar harem'in kutsal toprağına yeniden değecek

dudaklar gözün görmediğini ifşa etmez
dünyanın değişmeye gittiği bu yolda hayret ettim
gecenin karanlığı sabah güneşinin ışığından önce kaçacak
bu bahçe Allah'ın cennetinin şarkısı ile dolacak"

Öncelikle dikkatimi çeken, bu şiirin Müslüman toplumun emperyalist Batı medeniyetlerinin etkisi altına girdiği, etkilendiği ve ezilmeye başladığı tarihlerden çok önceleri yazılmış olması. Bu tespit yeni olmayabilir, lakin altını kalın çizgilerle çiziyorum kendi adıma.

Örneklediğim şiiri eleştirisel boyuta taşırsak, farkedeceğiz ki günümüz şiir yapısı bu kalıbı fazlalık ve tekrarlarıyla düşük derecelendirmeyle benimser. Özensiz dizilim, söylemin kelimeleri eksiltmeden tamamlanması, her şeye rağmen dar kıstaslı değerlendirmeleri istemiyor.

Buraya kadar İkbal'in şiirini zaman süreçlerinde anlamlandırmalarıyla bizlere kavrattığını işaretlemeye çalıştım. Şimdi İkbal şiirinin ve düşüncesinin günümüz yapısıyla çarpıştığı bir iki noktayı imleyeyim.

Toplum bugüne kadar bir çok etkenin yön değiştirtmesiyle yargılarını belirlemiştir. İkbal 100 küsür sene önce yazdıklarıyla bir 100 yıl sonrasında ışığını söndürmeyecek bir noktada. Kendi çağında tam bir merkezdedir. Bu sebeple günümüz değerlendirmelerini İkbal şiirinin üstünde sabitleyebilme ihtimalimiz yok. Sonuç olarak toplum zaman içinde yeni anlaklar ürettiği kadar, 1oo sene öncesinin anlattığını da benimsemektedir İkbal gibi isimlerle.

Anlamak değişse de anlatabilmeyi bilen bu isimler sayesinde şiirin çağlar arası serüveni yeni renklerle insanoğlunu kuşatacaktır. Şiir eksilmeyecek aksine doğurgan özelliğiyle toplumda yerini sağlam tutacaktır. Buna gönülden inanmakla beraber İkbal gibi iismlerin tarih içinde katkılarını unutmayacağımızı umut ediyorum.


Şiireısmarladık.





Hakan Kartal

BH Sanat Sayı:8-9

Yorum (yok) Yorum yaz!

Saat Karanlığı İstanbul Geçiyor

Pazartesi, Nisil 21, 2008 ·

 

 

 

Saat iki kırk beş, Pazartesi

güneşe tırmandım
kanadımda şarap tortusu
deniz., dalgasız
İstavrit rüyasında balıkçılar


Salı

simit peÅŸindeyim
kaptan güvertede paslı güneÅŸi onarıyor 
sabırsız deniz 
göğün sirenine karışmış çığlığım


Çarşamba

kayalıkla kolkola, ıslıklıyoruz mor güvercini
sincapları saydık
dalgaları da


Saat iki kırk beş, haylaz Perşembe

sofrasındayım ihtiyar iskelenin
Sirkeci vapuruna çeyrek saat
bulut yağıyor yalnızlığımıza

Stavros bana bakmıyor
üşüyen dudaklarımı ısırdı Elena
Hakkı Baba oltasını suçluyor
ağlıyoruz


Saat karanlık, günlerden Perşembe

Galata köprüsü merdiven dayamış sevdiğim yakamoza
isyanda Haliç

yolculuk başlıyor, karnım hala aç
kanadımı kırıp, rüzgara saklanıyorum

gözlerim akıyor sandalların isimlerine
bir bir ezberliyoruz

şehri gözlerimle vuruyorum, kimse ölmüyor!


Saat karanlığın biraz ötesi

İstanbul susuyor
kapılar susuyor
anahtar susuyor
konuşamıyoruz

 

 

 

Hakan Kartal

Åžehir Dergi Nisan 2008

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::